« Önceki |

2/7/2009

M.H.P. Bandırma Basın Toplatısı

BANDIRMADA KURULMASI PLANLANAN KÖMÜR BAZLI GÜÇ SANTRALI HAKKINDA MHP BANDIRMA İLÇE TEŞKİLATI BAŞKANI MÜLKÜ İNCİ NİN BASIN BİLDİRİSİ

Kıymetli Basın mensupları,

 

 

Enerji Piyasası düzenleme kurulunun 17.6.2009 tarihli toplantısında ,bir şirkete ilçemiz sınırları içinde,ithal ve yerli kömüre dayalı üretim lisansı verdiğini öğrenmiş bulunmaktayız.Bu yatırım aşağıda izah etmeğe çalıştığımız sebeplerden dolayı ,bandırmanın sosyal hayatında getirisinin çok üzerinde götürüsü olmaya namzet ,kamu menfaatleri açısından çok yanlış bir tercihtir.

 

-Yatırımın yapılacağı bölge de hakim rüzgar son 20 yıllık metorolojik verilerin ışığında kuzey nitelikli rüzgarlardır.(1)Bu rüzgarlar yöredeki bir termik santralin gerek baca gazlarını gerekse de baca külü ve yatak küllerini Bandırma yerleşim merkezine ve yanı başındaki verimli tarım arazilerine doğru sürükleyecektir.

 

-Kömür bazlı termik santrallerde  üretilen 1 MWh enerji başına  kullanılan kömürün cinsine bağlı olarak  800-1050 gr karbondioksit gazı çıkar.Aynı rakam doğalgaz yakan termik santrallerde 430 gr,rüzgar energi santrallerinde 3-22 gr,Nükleer santrallede 6 gr,Hidrolik santrallerde 4 gr dır.(2)

Karbon dioksit dünyamızdaki küresel ısınma ve iklim değişiklikleri afetinin müsebbibi olduğu ilim çevrelerince genel kabul görmüş bir gazdır.Hükümet   son günler de imzaladığı Kyoto protokolü ile bu gazın emisyonunu bütün dünya ile birlikte azaltmaya söz  vermiştir.

 

-Karbondioksitin yanı sıra kömür bazlı güç santrallerinin en büyük problemi  gerek bacadan çıkan gerekse de yanma sonrası depolanıp defedilmesi gereken uçucu kül  meselesidir.Kullanılan kömürlerde kalitesine bağlı olarak yanmayan kül vardır.Bu kül gerek yanma esnasında baca gazlarıyla gerekse de yanma sonrası atık cürufla atmosfere ve ekosisteme yayılarak,canlılarda ağır solunum hastalıklarına sebep olabilirler.Ayrıca verimli tarım arazilerini de  zehirlerler.Halihazır termik santrallerin kül kalıntılarında yapılan kimyasal analizlerin kamuya açıkalnan bazı sonuçlarına göre  bu madde ‘’Tehlikeli atık’’ kategorisinin içine girecek derecede ağır metallerce kirli ,uçucu bir maddedir.(3) Kül miktarı ön ameliyeden geçmiş kömürlerde % 15 ler mertebesinde olurken bazı düşük tenörlülerde kül oranı %60 lara kadar çıkabilmektedir.(4)  

 

-Genel de kömür bazlı güç santralleri kömürün şıktığı bölgede kömürü fazla taşımadan değerlendirmek maksadıyla kurulurlar ve çevre sıkıntıları da madenciliğin sıkıntılarıyla birlikte halledilirler. Kömür bazlı santral aslında düşük ekonomik değerli kömürlerü ucuza satmak yerine ona katma değer katarak enerjisini satmak amacıyla kurulurlar.Seyitömer de Afşinde Çatalağzında olduğu gibi.Oysa bu projede bu unsur da yoktur.Güç santralinde enerji üretmek için kömür ithal ederken o kömürün taşıdığı bütün olumsuzluklarda ithal edilerek Bandırmanın hakim kuzey rüzgarının altına verilmiş olacaktır.

 

-Bu hususta kamuoyundan gizlenmeye çalışılan bir hususu da Bandırma kamuoyunun dikkatine sunmak isteriz.600 MW gücünde santralin 135 Mw a düşürülmesi ,iyi niyet göstergesi olmaktan ziyade Çevre etki değerlendirilmesi yönetmeliğindeki boşluktan faydalanma amacına da matuf olabilir.Çünkü 300 Mw üzeri tesisler ÇED yönetmeliğine göre mutlaka ÇED raporu hazırlanması gerekli tesislerdir.ÇED raporunun kabulü aşamasında da halkı bilgilendirme toplantısı yapılması ve kamuya konu ile ilgili bilgi verilmesi şarttır.300 Mw altındaki tesisler ise  değerlendirmeye tabii tesisler kategorisindedir.(2.Liste) .Bu tesisler için Çevre bakanlığına bir dilekçe ile başvurulur.Dilekçe ekinde gerekli dökümanlar da sunularak ÇED raporuna gerek olup olmadığı sorulur.(5) Bakanlık ta genellikle 2.Liste tesislerine kağıt üzerinde inceleme sonucu karar vererek

büyük olasılıkla ‘’ÇED e gerek yoktur’’ kararı verir.Böylece de kamuoyunun açık bilgisi dışında tesisi kurmak mümkün olur.Tesisin kapasitesinin 600 Mw tan 135 Mw a düşürülmesini Bandırma Kamuoyunun bir de bu bilgi ışığında değerlendirmesini istiyoruz.

 

 

Netice de MHP Bandırma ilçe teşkilatı söz konusu yatırımın kamu   açısından zararı yararının çok üzerinde bir yatırım olduğu, Bandırmanın geleceğini çok olumsuz etkileyeceği kanaatinde dir.Bu sebeple Bandırma Kamuoyundaki bütün sivil toplum aktörlerini konu hakkında düşünmeye,

ve demokratik yollarla tepkilerini birleştirmeye davet etmektedir.

 

 .Bandırma Türkiye nin enerji geleceğinde var olmak istiyor ise yapabileceği kamu yararı yüksek çok sey vardır.Yeter ki kamunun ortak yararı için politik mülahazaların üstünde bir anlayışla bir araya gelmesini bilelim.MHP Bandırma ilçe teşkilatı bu konu da üzerine düşeni yapmaya hazırdır.Bandırma Belediye Meclisinin ilk toplantısında Partimiz yetkilileri konuyu gündeme taşıdıktan sonra İlçe Başkanımız Mülkü İnci bu konuda Bandırma da bir birleşik platform kurulmasını temin için çalışmalara başlayacaktır.

 

                                                                                                            SAYGILARIMIZLA

                                                                                                MHP BANDIRMA İLÇE TEŞKİLATI

 

 

Dip Notlar

 

1)Meteroloji Md Bandırma nın son 10 yıl meterolojik verileri

2)Performance of Generating Plants.Managing the Changes Executive Summary  World Energy Conference sayfa 9

3) Investigation of Geochemical and Leaching of solid wastes from Yeniköy Power Plant  Alper BABA,Ayşen TÜRKMAN; Turk J Engin Environ Sci  25 (2001) ,  sayfa 321 - 328.

4) Zonguldak Çatalağızı'nda Kurulmakta Olan Termik Santralın Yakıt Gereksiniminin Karşılanması Yakup Keskin  , Dilek Çuhadaroğlu  Müh. Fak Maden Bölümü, Zonguldak öğretim görevlisi ve araştırmacısı

5)  ÇED  yönetmeliği 2008 tarihli  son  geçerli durumu  gösterir versiyon  cevreorman.gov.trr

5/4/2009

BAŞBUĞUMUZU ANIYORUZ VE ARIYORUZ

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin 
Türk Dünyasının Bilge Lideri, Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş'in 
Hakka Yürüyüşünün 12'nci Yılında Anıtmezarda Yaptıkları Anma Konuşması 

4 Nisan 2009

 

Değerli Dâvâ Arkadaşlarım,

Türk milletinin sevdalısı Ülküdaşlarım,

Basınımızın Değerli Temsilcileri,

1997 yılının 4 Nisan günü, Hakk'a teslim olan Başbuğumuz merhum Alparslan Türkeş Beyi anmak üzere kabri başında bir kez daha bir araya gelmiş bulunuyoruz.

Onun eseri olan ülküdaşlarının ve sevenlerinin dualarıyla, şükran ve bağlılık duygularımızı ifade etmek ve onu fatihalarla yâd etmek üzere liderimizin manevi huzurlarındayız.

Aradan geçen 12 yıla rağmen ona olan sevgimiz hiçbir zaman azalmamış, aksine yaşadığımız siyasal olayların onu hep haklı çıkartmış olması, hayatta iken ortaya koyduğu vizyonun doğruluğuna bizleri daha da inandırmış ve bağlamıştır.

Dünyamızın, yakın coğrafyaların ve ülkemizin yaşamakta olduğu darboğaz ve toplumsal acılar, bu bilge insanın bizlere kazandırdığı geniş ufkun, ileriyi görme kabiliyetinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

Merhum Türkeş Bey, yaklaşık yarım yüzyıl önce, milletimizin yine bugünkü gibi ağır buhranlara boğuştuğu ve kendi değerleri içinden bir umut aradığı dönemde ortaya çıkarak, muhteşem eserlere damgasını vurmuş gerçek bir dava adamıdır.

O, yürekten inandığı ve gönülden bağlandığı Türklük aşkı uğruna, her türlü meşakkati göze alan ve yaşayan, çelikten iradesi ve sarsılmaz azmi hiçbir tereddüt belirtisi göstermeyen tam bir inanç timsalidir.

Yetiştirip emanet ettiği ülkücü gençlik ile vatanı için fedakârlığa, milleti için göreve hazır bir siyasal kadro olan Milliyetçi Hareket Partisi, O'nun en büyük eseridir. Bu eserlerle ne kadar övünsek azdır.

Aziz Dava Arkadaşlarım,

Bu anma yılını bundan öncekilerden daha anlamlı kılan husus, Başbuğumuzun kurucusu ve ilk genel başkanı olduğu Milliyetçi Hareket Partisi'nin 40. kuruluş yılını yaşıyor olmasıdır.

Hiçbir zorluğa teslim olmadan, inanç ve azimle yürütülen bir mücadele sonunda, 1969 yılında Adana'da yapılan kurultay ile üç hilalli sembolüne ve bugünkü adına kavuşan Milliyetçi Hareket Partisi onun liderliği ve kılavuzluğu ile yılları aşarak bugünlere gelebilmiştir.

Yüreği millet sevgisi ile çarpan cesur aydınlardan oluşan bir avuç mücadele adamının O'nun öncülüğünde başlattığı bu uzun yolculuk aşama aşama köklenerek bugün vazgeçilmez bir siyasal hareket haline gelmiştir.

Ve elbette ki, bugünkü milli teveccüh öyle kolay gerçekleşmemiş, O'nun liderliği ile geçen yıllarda, ülkemiz için çekilen çile, yaşanan meşakkat ve toprağa düşen şehitlerle dolu muhteşem bir mücadele ile ulaşılmıştır.

Bir yandan bu mücadele sürerken, Türk milliyetçiliği yine O'nunla siyasallaşmaya başlamış ve milletimizin tertemiz vicdanında ve muhterem Türk ailelerinin gönlünde tutunabilmiştir.

Türk milliyetçileri, O'nun liderliği ile kendilerine dayatılan sınırlı bir siyasal hareket alanını, yürekli ve akıllı bir siyasi mücadele ile bugüne kadar uzanan çizgide kırılma olmaksızın sürekli genişletmesini bilmişlerdir.

Bugün, karşımızdaki ağır ve tahrik edici, tahammülü çok zor olan milli sorunlar karşısında dahi Türk Milliyetçileri ve ülkücü gençlik sağduyulu, gerçekçi ve dengeli davranabiliyorsa,  bu hasletlerin yerleşmesinde şüphe yok ki liderimizin etkisi çok büyüktür.

Bugün Milliyetçi Hareket Partisi yalnızca aziz milletinin bekasını düşünen en dinamik ve şuurlu siyasi hareket olmanın yanında, milliyetçiliği hayatın her alanına uygulanabilir bir toplum projesi ihtiyacının da sorumluluğunu duymaktadır.

Ne mutlu ki, Milliyetçi Hareket Partisi, onun açtığı yolda ilerleyerek ülkemizin her sorununa cevap verebilecek fikir, vizyon ve kadroları yetiştiren ve daha da önemlisi milliyetçiliği, toplumun siyaset algısında merkeze çeken bir siyaset okulu haline gelmiştir.

Milliyetçiler, ülke sorunlarını aşmanın yolunun ayrılıkları derinleştirmek, kavgaları kızıştırmak, insanlarımızı birbirine düşürmekten değil, milli hassasiyetlerde uzlaşma, dayanışma ve yardımlaşmayla olacağını bilmekte ve ısrarla savunmaktadırlar.

Ne var ki, Türkiye'mizin talihsizliği, çığ gibi büyüyerek milli varlığımızı tehdit edecek boyutlara ulaşan beka düzeyindeki tehlikeleri durduracak milliyetçi bir iktidarın ülkeyi yönetmiyor olmasıdır.

İçinde bulunduğumuz yüksek hassasiyet; tarihin ülkücü harekete kazandırdığı engin tecrübe ve yüzyıllık Türk milliyetçiliği davasının oluşturduğu ortak akıl, bizlere sabır, metanet, ve dikkat tavsiye etmektedir.

Özellikle en hassas olduğumuz milli meselelerin tahribatı karşısında göstereceğimiz uyanıklık ve dik duruş yalnızca Türk milletinin değil, umudunu bağladığı Milliyetçi Hareketin üzerinde oynanan oyunların, kurulmaya çalışılan tuzakların da boşa çıkmasını sağlayacaktır.

Değerli Dava Arkadaşlarım,

Merhum Türkeş beyi kaybımızdan buyana geçen 12 yıldan sonra da milliyetçi-ülkücü irade ve onu sevenleri buradadır, dimdik ve inançla ayaktadır.

Milliyetçi Hareket Partisi, merhum Türkeş Bey'den devraldığı seviyeli, ilkeli, tutarlı siyaseti ile Türkiye'mizin, 21. yüzyılda lider ülke olma hedefine bayraktarlık yapmakta, tek başına iktidar hedefine doğru yürüyüşünü sürdürmektedir.

Siyasal gelişmelerin ilerlediği istikamet doğru okunduğunda, önümüzdeki dönem, meseleleri Türkçe okuyan Milliyetçi Hareket için ülke yönetimine talip olma imkânı sunmaktadır. Buna ulaştığımız an Başbuğumuza olan gönül ve dava borcumuzu bir nebze olsun ödemiş olacağız.

Bu vesile ile kalplerimizdeki yeri, gönlümüzdeki zirvesi hiç değişmeyecek olan Başbuğ'umuz merhum Alparslan Türkeş Bey'i ve aziz ülkü şehitlerini saygı, sevgi minnet ve rahmetle yâd ediyorum.

Bu mukaddes borcu ifâ ederken, merhum liderimizin kabrinin nur, mekânının Cennet olmasını Cenâb-ı Allah'tan diliyorum.

Ruhu şad olsun.

Dr. Devlet Bahçeli
Milliyetçi Hareket Partisi
Genel Başkanı

Bağlantılarım

  • RSS
  • GENEL TÜRK TARİHİ
  • M.H.P.( Genel Merkez )
  • ÜLKÜ OCAKLARI
  • KUR'AN ÖĞRENME
  • BALIKESİR M.H.P.
  • ŞİMALYILDIZI